Yiyiniz içiniz ancak israf etmeyiniz (Araf 31)





Ana Sayfa » Sağlık Konuları » Alerji
2 adet | 18,580 defa bakıldı

Alerji


(144 kişi 523 oy verdi.)

Gönderen: SadıkAli | 05.Oct.2008

Yunancada "değişik reaksiyon" anlamına gelen kelime, aslında vücudun normalde zararlı olmayan bir maddeye karşı aşırı reaksiyon göstermesine deniyor. Etrafımızdaki çeşitli maddelere, havadaki tozlara, kullandığımız ilaçlara ve yediğimiz besinlere aşırı duyarlı hale geldiğimizde bunun belirtilerini hemen görebiliriz.
Alerjik hastalıkların çoğu bebeklik ve çocukluk döneminde başlıyor. Son yıllarda alerjik hastalıkların sık görülmesinde, suni beslenme, giyim ve çeşitli ilaç kullanımının da rolü olabileceğıi düşünülürken hastalıklara sebep olan alerjenler de çok fazla çeşitlilik gösteriyor. Havada bulunan polenler, küf mantar sporları, ev tozu akarları, hayvan tüy ve deri döküntüleri, toplumda toz olarak bilinen alerjenlerdir ve solunum yollarında alerji yapıyor. Besin maddeleri, yumurta, buğday, süt, fındık, fıstık gibi kuru yemişler, meyveler ve kabuklu deniz mahsulleri de ağız yolu ile vücudumuza girerek genellikle deride ve bağırsaklarda alerji yapıyor, ilaçlarla olan alerji her organda görülebilirken, bazı bitkiler ve kimyasal maddeler de derimize dokunduklarında temas alerjilerine sebep oluyor.

Polen alerjisi
Polen alerjisi en sık görülen türlerden biridir. Rüzgâr aracılığı ile taşınan polenlerin cins ve miktarı iklim şartlarına bağlı olduğu için bol yağışlı mevsimlerde havadaki polen miktarlarında da artış oluyor. Bu iklim koşullarının ne-ticesindeki havadaki polen miktarına bağlı olarak kişinin şikayetleri de seneden seneye farklılık gösterebiliyor. Bölgeden bölgeye, mevsimlere göre farklı bitki örtüsü olmakla birlikte bazı bitkiler özellikle çayır türleri tüm dünyada yaygın olarak bulunuyor. Diğer bir alerjen ise küf mantarıdır. Küf mantarları çoğalmalarını havaya yaydıkları sporlar ile yaparlar. Sporlardan çıkan filizlere ımisellium adı verilir. Bunlar çoğaldıkları yerlerde yeşil, sarı, kahverengi veya siyah renkler oluştururlar. Mantarlar dünyada en hızlı büyüyen ve çoğalan canlılarıdır. Küf mantar sporları polenlerin aksine hem çok miktarda spor havaya yayarlar hem de kışın karla örtülü günler dışında bütün sene boyunca çevremizde bulunurlar. Mantarların en çok sevdikleri ortamlardan biri de deniz kenarlarında bulunan yazlık evlerdir. Haftalar hatta aylarca kapalı kalan bu evlere girildiğinde burnumuza gelen küf kokusu bu sporların ev içinde artarak havaya yayılmasından ileri geliyor. Ev tozu içinde alerjik hastalıklara sebep olabilen pek çok alerjen olmasına rağmen bunların en önemlisi ev tozu akarlarıdır. Akarlar, evlerimizin, bilhassa yatak odalarımızın, yatak, yastık ve yorganlarımızın doğal sakinleridir. Ancak mikroskop ile görülebilen 30-40 mikron büyüklüğünde böcek sekinde hayvancıklar olan akarlar, en çok rutubetli ve sıcak ortamda bulunan yastık, yatak ve elyaflı mobilyalar içinde yaşar ve çoğalıyorlar. Evlerde beslediğimiz evcil hayvanların deri döküntüleri ve tüyleri de sıklıkla alerjik hastalıkların nedeni olabiliyor. Bu sebeple alerjik kimselerin evlerinde kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvan beslenmesi sakınca yaratabilir. Ayrıca bu hayvanların diğer vücut salgıları ve dışkıları da alerjen etki yapabilme özelliğine sahip.

Besin alerjisi
Besin maddeleri bazı kimselerde ürtiker veya solunum yolu alerjik hastalıkları ortaya çıkarabiliyor. Bu alerjik hastalıklar basit bir bulantı, kusma olabildiği gibi anaflaktik şok gibi çok ciddi sonuçlar da doğurabiliyor. Allerjiye en sık sebep olan besinler ise kabuklu deniz ürünleri, balık, fındık, fıstık, yumurta ve inek sütüdür. Saf ve tabii besinlerin ortaya çıkardığı alerjik reaksiyonları, suni besin maddelerinin hazırlanmasında renk veya lezzet vermesi için konulan çeşitli kimyasal katkı maddelerinin alerjileri ile karıştırmamak gerekir. Bu tür suni boyalı gıda maddeleri içeren besinler çok sık olarak alerjik hastalıklara neden olduğundan alerjik şikayetleri olan kişiler yememelidir. Alerjenlerin bulunduğumuz ortamda artması ya da ani iklim ve hormonal değişimlerin oluşması dışında alerji olmamıza sebep olan önemli faktörlerden biri de kalıtımsal özelliklerdir. Örneğin Türkiye'de nüfusun yüzde 15 ile 20'si arası alerjik bünyeli doğuyor. Çoğu zaman sevinç veya üzüntü ile alerjik şikayetlerin ortaya çıktığı bile görülebilir. Aslında bu ek faktörlerin hastalık belirtilerini ortaya çıkarabilmesi için temelde hastanın alerjik bünyeli olması gerekmektedir. Zira ruhsal problemi olan fakat alerjik bünyeli olmayan birçok kişide alerjik hastalık görülmüyor.

Solunum yollarına dikkat
Alerjiler solunum yollarında alerjik nezle, bronşial astıma, deride atopik dermatit, ürtiker, sindirim sisteminde gastrointestinal şikayetler başlatır. Alerjik nezle sık tekrarlayan burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve aksırık nöbetleri ile kendini gösterir. Belirli mevsimlere bağlı olarak ortaya çıkabildiği gibi tüm yıl boyunca da devam edebilir. Alerjiye eşlik eden diğer bir hastalık da astımdır. Çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklardandır astım. Solunum yollarının ataklar halinde seyreden bir hava yolu hastalığı olup havanın akciğerlere girip çıkmasının engellenmesi sonucu öksürük, hırıltı, nefes darlığı gözlenir. Her yaşta görülebilir, ilk belirtiler 1 yaş civarında ama çoğunlukla 4-5 yaşından önce çıkıyor. Türkiye'de 14 yaş altında 1.5 milyon astımlı çocuk bulunuyor. Ev tozu, polenler, küf, hayvan tüyü, enfeksiyonlar, hava değişimi, egzersiz, hava kirliliği, stres ve sigara astımı tetikleyen nedenler arasında bulunuyor.


Ne yapmalı?
Kişinin yakınma larının hangi alerjen nedeniyle olduğunu ortaya koymak için iyi bir öykü ile birlikte alerji testleri yapılabilir. Alerjenler hem deri testleri ile hem de kan alınarak yapılan testlerle tespit edilebilir. Deri testleri ile 20 dakikada sonuç alınabilir. Kan testleri ile daha uzun sürede (24^18 saat gibi) netice alınabilir. Önemli olan sadece elde edilen test sonuçları değil, elde edilen test sonuçları ile hastanın şikâyetlerinin uyum içerisinde olmasıdır. Hasta eğitimi tedavinin en önemli aşamasıdır. Hastalığın gidişi, yakınmaların yoğunluğuna göre tedavide yapılması planlanan değişiklikler, ilaç ya da aşı tedavisi konuşulmalıdır. Sorumlu etkenin saptanıp uzaklaştırılması tedavinin ilk aşamasıdır. En sık rastlanan etkenler; yıl boyu süren rinitte ev tozu akarları olup mevsimsel görülen rinitte ise polenlerdir. Ev tozu akarlarının azaltılması için, yatak çarşaflarının haftada bir en az 55 derece ve üzerinde yıkanması, tüylü oyuncakların, halıların uzaklaştırılmaları, yıkanabilir perde kullanılması, yün ve kuş tüyü içeren yastık ve yorgan kullanılmaması gerekmektedir. Küf allerjisi olanlar açısından ev içindeki nemin azaltılması önemlidir. Polen allerjisi olanlar sıcak, kuru ve rüzgârlı günlerde dışarı çıkmamalı, saçlarını yatmadan önce mutlaka yıkamalı, gözlük ve şapka kullanmalı, evde ve arabada filtre kullanmalıdır. Besin alerjilerinin tek başına alerjik rinit bulgularına neden olmaları sık ratlanan bir durum değildir. Bunlar dışında uygun ilaç tedavisi ve aşılar da alerjiye karşı etkili olabilir.

Alerji Nedir?


(127 kişi 455 oy verdi.)

Gönderen: uğurlu | 13.May.2010

Alerji sözcüğü Yunancadan gelmektedir. "Değişik iş" veya "değişik reaksiyon" anlamına gelir. Alerji, vücudun aslında zararlı olmayan bazı maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermesidir. Alerjinin asıl sebebi vücudumuzu hastalıklardan koruyan bağışıklık sistemimizdir. Bağışıklık sistemi vücudu zararlı organizmalara karşı korur. Tıbbî olarak ifade edecek olursak, antijenlere karşı vücudu koruyan savunma kuvvetleridir. Bazı kişilerde bu antikorlar, zararlı olmayan maddelere de aşırı reaksiyon gösterebilirler. İşte bu reaksiyona da alerji adı verilir.
Alerjik reaksiyonlar pek çok yolla, farklı bölgelerde, farklı şiddette ortaya çıkabilir. Bağışıklık sisteminin bir hafızası vardır. Bağışıklık sisteminin ürettiği antikorlar, karşılaştığı yabancı maddeye göre değişir. Alerjik bünyelerde, zararlı olmayan maddelere de gösterdiği bu tepkiyi bağışıklık sistemi hafızasında tutar. Bu sebeple ne zaman aynı maddeyle karşılaşsa saldırıya geçer ve alerji ortaya çıkar.
Bir kişinin herhangi bir maddeye karşı duyarlılık geliştirmesi yani o maddeye alerjisi olması, vücudun bu maddeye özel antikorlar üretmesi ile oluşur. Buna "alerjene duyarlanma" adı verilir.

Alerjen Nedir?
Alerjen. alerjik reaksiyona yol açan organizmalara verilen isimdir. Bu organizmalar vücuda solunum yoluyla girebileceği gibi. yiyecek içecek yoluyla ağızdan veya temas yoluyla da girebilirler. Alerjenin. alerji geliştirmesi için mutlaka vücuda daha önceden girmiş ve bağışıklık sisteminin bu organizmalara karşı duyarlılık geliştirmiş olması gerekmektedir. En sık görülen alerjenler maytlar, polenler ve küf mantarları olarak sıralanabilir.
Maytlar, evdeki tozların içinde bulunan böceklerdir. Küçük, örümcek benzeri canlılar olan maytlar gözle görülmeyecek kadar küçüktürler. Ortalama boyutları 0,3 milimetre uzunluğunda olan maytlar, ağırlıklı olarak insanların deri döküntüleri ile beslenirler. Bu sebeple de bu derilerin en çok bulunduğu yer olan yatak, yorgan, yastık gibi yerlerde yaşamayı tercih ederler. Yataklarda bulunan 1 gram tozda 2000 ila 15000 arası mayt bulunabilir. Maytların yol açtığı alerjik durumlarda astım ve rinit görülebilir, nadiren de olsa konjonktivite de yol açtığı bilinmektedir. Sonbahar ve kış aylarında maytların ortaya çıkardığı alerji artar.
Polenler de hepimizin bildiği üzere en sık görülen alerjenler arasında yer alır. Bitkilerin erkek tohumu olan polenler pek çok alerjik protein içerir. Küçük ve ince polenler rüzgâr yoluyla dağılırlar, daha küçük polenler ise böcekler aracılığıyla taşınır. Rüzgâr yoluyla yayılan polenler daha alerjiktirler ve daha geniş bir alanı etkilerler. Polenlere alerjisi olan birisi çevresinde hiçbir bitki bulunmamasına rağmen alerjiden yakınabilir çünkü rüzgâr sayesinde polenler geniş bir alana yayılmıştır.
Böceklerle yayılan polenler ise parlak ve güzel kokulu çiçekli bitkiler tarafından küçük miktarda üretilirler. Bu polenlere karşı duyarlılık geliştiren insan sayısı azdır çünkü bu polenler atmosferde bulunmazlar ve küçük bir bölgeyi etkilerler. Alerjiye yol açan başlıca bitkiler çayır otları, ağaçlar ve yabani otlardır. Ağaçlar Ocak ve Mayıs arasında, çayır otları ise Mayıs-Temmuz arası polen verirler. Bu dönemlerde alerjik bünyeye sahip kişilerin yakınmaları artar. Alerji kendisini; alerjik astım, rinit ve konjonktivit şeklinde gösterebilir. Polen alerjisi olan kişiler sadece yılın belli dönemlerinde rahatsızlanırlar, yılın geri kalan zamanlarında bütünüyle sağlıklıdırlar. Küf mantarları da, gözle görülmeyen sporlar üretirler. Bu sporlar bazı kişilerde alerjiye yol açar. Küflenme sonucu ortaya çıkan mantarların ürettiği sporlar evde ve ev dışında bulunabilir. Havada ve çürüyen bitkiler üzerinde sıkça rastlanabilen bu sporlar, evin güneş görmeyen bölgelerinde ve nemli bölgelerde de ortaya çıkabilir. Hava koşulları atmosferdeki spor sayısını etkilemektedir. Bu nedenle havanın sıcak ve nemli olduğu zamanlar, yani yazın sonları ve sonbahar başlarında havada spor sayısı daha fazla olmaktadır.
Kedi-köpek tüyleri de bazı kişilerde alerjiye yol açabilmektedir.

Neden Alerjik Bir Bünyeye Sahip Olunur?
Alerjik bir bünyeye sahip olmaya atopi adı verilir. Atopinin yani alerjik bir bünyeye sahip olmanın nedeni kalıtımsaldır. Atopik kişiler genetik olarak, yabancı organizmalara aşırı tepki veren ve tıpta İgE tipi olarak anılan antikorlar üretme eğilimindedirler.
Bir çocuğun anne veya babasından birisi alerjikse, yüzde 30 oranında alerjik olma riski taşır. Eğer hem anne hem baba alerjik bir bünyeye sahipse çocukta alerji gelişme riski yüzde 60 oranlarındadır.

Alerjik Hastalıklar Nelerdir?
Alerjik hastalıklar vücudun çok çeşitli bölgelerini etkileyebilir. Bu bölgelerin başlıca-ları; göz, deri, solunum ve sindirim sistemleridir.
Alerjik hastalıklar ve bulguları Uzman Doktor Papatya Bayrak Değirmenci tarafından şu şekilde sıralanmaktadır:
1. Alerjik rinit (= saman nezlesi)
2. Alerjik konjonktivit
3. Alerjik bronş astımı
4. Atopik dermatit
5. Ürtiker (kurdeşen) - anjioödem
6. Alerjik gastroenteropati
7. Anafilaksi
8. İlaç alerjisi

Alerjik rinit yani halk arasındaki ismiyle saman nezlesi bu hastalıklar arasında en sık görülen türdür. Alerjik rinitte hapşırma, burun akıntısı, burunda kaşıntı, tıkanıklık gibi belirtiler ortaya çıkar. Alerjik konjonktivit ise göz alerjisi olarak da bilinir. Konjonktivitte gözlerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanma gibi rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Halk arasında kurdeşen adı verilen ürtiker ise deride ortaya çıkar. Deride kaşıntı, kabarık, kızarık lezyonlar biçiminde kendisini gösterir.
Anafilaksi de alerji türlerinden birisidir. Bu hastalıkta iç sıkıntısı, el ayasında ve ayak tabanında kaşınma, yaygın kaşıntı, tansiyon düşüklüğü, şok, soluk borusunda şişme ve nefes darlığı gibi sorunlarla karşılaşılır.

Alerji Tedavisi
Alerji tedavisinin en etkili yöntemi alerjenlerden yani alerjiye neden olan maddelerle temastan kaçınmaktır. Bunun sağlanamadığı durumlarda ise alerji sonucu ortaya çıkan semptomları ortadan kaldıran ilaçlara başvurulur. Bu ilaçlar antihistamin-ler, dekonjestanlar, burun spreyleri ve göz damlaları olarak sınıflandırılabilir. Antihistaminler vücudun alerjenlere karşı salgıladığı histamin isimli maddenin faaliyetini önleyerek alerjiyi tedavi eder. Tablet, krem veya sıvı şekilde alınabilirler. Dekonjestanlar ise genellikle saman nezlesinde veya toz ve evcil hayvanların yol açtığı alerjilerde ortaya çıkan burun tıkanıklığı semptonlarını dindirmek için kullanılır.
Bunlar dışına burundaki şişme ve tahrişi azaltmak için kullanılabilecek olan burun spreyleri, gözdeki acı ve kaşıntıyı yatıştıran göz damlaları gibi piyasada bulunan pek çok alerji ilacı mevcuttur. Bazı damla ve spreylerin çocuklarda kullanılması sakıncalı olabilir. Siz iyisi mi en uygun ilacı seçmek için gene doktorunuza başvurun.


Bu sayfayı Whatsapp'da paylaş
Bu sayfayı Facebook'da paylaş

<<< Bugün Sigarayı Bıraktım - Unutkanlıkla Başa Çıkma Yolları >>>


Cep telefonları ve tabletler için kısıtlı görünüm
©2005-2018 lezzetler.com Bütün hakları saklıdır.